Doktor Polat: ‘Hayat kıl ipliğine bağlı’

admin

“Bütün yaşamımız 2 mm’lik bir damarın açık veya kapalı olmasına bağlıdır.” diyen doktor Polat, X’teki paylaşımında damar sertliği ve damar tıkanmasının nasıl oluştuğunu detaylıyla yazdı…

“KIL İPLİĞİNE BAĞLI HAYAT”

Eskilerin hayatın “kıl ipliğine” bağlı olduğu söylemi tam da bunu tarif ediyor aslında.

Peki, normalde kadife gibi pürüzsüz yüzeye sahip ve en az sürtünmeyle mükemmel kan akımı sağlayan damar neden tıkanır?

İşte bu, damar sertliği veya Ateroskleroz dediğimiz ve damar duvarının tamamen bozulması sürecinin son aşamasıdır.

Burada bir damarın anatomisini hatırlayalım.

Her damar duvarı 3 tabakadan oluşur. En içteki ve akan kanla temas halinde olan İntima yani Endotel tabakasıdır.

Ateroskleroz sürecinin 3 aşaması şöyle:

BİRİNCİ AŞAMA

1. Aşama ENDOTEL HASARI’dır.

Bu düzgün kan akımını sağlayan İntima tabakasında yani Endotel hücrelerinde hasar oluşmasıyla başlıyor hastalık süreci.
Genetik yatkınlık ve bazı ailevi hastalıklar dışında bu hasarı oluşturan 4 sebep vardır.

Aterosklerozun risk faktörleri diyoruz:

1) Diyabet: Yüksek kan şekeri ve yüksek insülin seviyeleri endotel hücrelerini yıpratır, dejenerasyona uğratır.

2) Hipertansiyon: Kanın damar cidarına yüksek basınç uygulayarak akması sonucu intima tabakasında küçük yırtıklar oluşur.

3) Obezite: Vücutta yaygın iltihabi reaksiyon oluşturarak damar endotelinde tahribata yol açar.

4) Sigara: Nikotin damarları büzerek, karbonmonoksit gazı da endotel hücrelerini oksijensiz bırakarak hasar oluşturur.

İKİNCİ AŞAMA: TAMİR

2. Aşama TAMİR AŞAMASI’dır.

Damar cidarında bu nedenlerle hasar oluştuktan sonra sürecin 2.aşaması başlar.

Vücut sanki damarda bir yaralanma olmuş gibi algılar ve tehlike yaratacak bu durumu çok önemli bazı mekanizmaları harekete geçirerek tamir etmeye çalışır.

O bölgeye hemen Lenfosit, Monosit dediğimiz savunma hücrelerini gönderir. Güya tamir etmeye çalışırken abartılı bir tepki vererek orada iltihabi bir ortam yaratır.

Sonra buraya kolesterol (özellikle LDL) molekülleri de çökerek damar içine doğru büyüyen plaklar ortaya çıkar.

Görüldüğü gibi hastalık sürecini başlatan 1. aşamada kolesterolden hiç bahsetmedik, orada bir rolü yoktu.

Ama bu tamir aşamasında özellikle LDL kolesterolün o aterosklerotik plağın oluşumunda etkisi vardır ve kandaki düzeyi ne kadar yüksek olursa plak oluşumu da yoğun olacaktır.

Vücut sistemleri mükemmel diyoruz ama bu tamir olaylarında ya da bağışıklık sisteminin devreye girdiği mekanizmalarda bazen şaşırıp ölçüyü kaçırarak hastalıklara neden olabiliyor.

Bu şekilde abartılı ve yanlış tamir süreci ile damar boşluğu daralmış ve kan akımı bozulmuş olur.

Sürecin son aşaması artık yakındır.

ÜÇÜNCÜ AŞAMA

3. Aşama TIKANMA AŞAMASI’dır ve bu 2 yolla olabilir:

— Ya bu daralmış bölgede kan akımı artık düzgün değil girdaplı olacağı için ve yüzey de düz değil pürüzlü olduğundan dolayı pıhtı oluşur, bu pıhtı damarı tıkar.

Ya da oluşmuş ve sessiz duran bu plak bir stres veya aşırı heyecan anında yerinden sıyrılarak yani kavlayarak damarı tıkar. Buna plak rüptürü (parçalanması) diyoruz.

Bazı durumlarda hem pıhtı hem de plak rüptürü, ikisi bir arada da olabilir.

Bu şekilde damar tıkanmasıyla onun beslediği bölgede doku ölümü olacaktır.

Örneğin:

Kalbi besleyen koroner damar tıkandığında kalp krizi oluşur ve ani kalp durmasıyla sonuçlanabilir.

Beyin damarı tıkanınca da inme, felç gibi ağır nörolojik problemler ortaya çıkar.

BESLENME ALIŞKANLIĞI VE HAYAT TARZI

Buraya kadar olumsuz süreçlerden bahsettik.

Şimdi biraz daha yüz güldürücü konulara gelelim:)

Beslenme alışkanlığını ve yaşam tarzını değiştirerek yani risk faktörlerinden uzaklaşarak ateroskleroz sürecini durdurmak ve kalp krizlerini %80 oranında engellemek mümkündür.

Tabii genetik yatkınlık ve yaşamın kronik stres olgusu değiştiremeyeceğimiz risk faktörleri olarak tehlike yaratmaya devam edeceklerdir.

Buraya anlatılanları özetleyen şu şemayı da ekleyeyim.

Yorum yapın

vozol 20000 vozol 10000 vozol neon 10000 vozol 12000 vozol 12000 vozol 10000 vozol vozol timeisworth.com
casino casino siteleri